Kentsel dönüşüm alanlarında planlanan her imalat 6306 sayılı Kanun kapsamında ihalesiz olarak belediye şirketine devredilebilir mi? Rekreasyon alanları, anıt, müze ve restoran yapıları afet dönüşümü istisnasından faydalanabilir mi? Sayıştay’ın Ankara Büyükşehir Belediyesi 2024 Yılı Denetim Raporu üzerinden konuyu mevzuat tekniği açısından değerlendiriyoruz.

Kamu idarelerinin, özellikle yerel yönetimlerin, kendi iştirakleriyle yürüttüğü iş ve işlemlerde en sık başvurduğu yöntemlerden biri “ortak hizmet protokolü” ile doğrudan iş devridir. Ancak Sayıştay Başkanlığı’nın yayımladığı Ankara Büyükşehir Belediyesi 2024 Yılı Düzenlilik Denetim Raporu (Bulgu 4), bu uygulamanın yasal sınırlarını ve istisna hükümlerinin ne denli katı yorumlanması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Rapor konusu olayda; Hıdırlıktepe Rekreasyon Alanı yapım işi kapsamında yer alan anıt, restoran ve müze gibi yapıların, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olmaksızın, bir protokol ile doğrudan belediye iştiraki olan PORTAŞ’a devredildiği görülmektedir. İdare bu işleme dayanak olarak 6306 sayılı Kanun’un 8. maddesinde yer alan muafiyet hükmünü göstermiştir.

Peki, mevzuat bu uygulamaya gerçekten cevaz veriyor mu? Gelin, hukuki çerçeveyi ve yapılan denetim tespitini birlikte inceleyelim.

1. 6306 Sayılı Kanun’un Amacı ve İstisnanın Kapsamı

Bilindiği üzere, idare hukukunun evrensel ilkelerinden biri “istisnaların dar yorumlanması” kuralıdır. Genel kural kamu kaynaklarının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca saydamlık, rekabet ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde harcanmasıdır.

6306 sayılı Kanun’un 1. maddesi; kanunun varlık sebebini “afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin teşkil edilmesi” olarak tarif eder. Aynı Kanun’un 8. maddesi ise dönüşüm uygulamalarının protokoller çerçevesinde 2886 ve 4734 sayılı Kanunlara tabi olmaksızın ortak hizmet uygulamalarıyla yapılabileceğini belirtir.

Buradaki kritik ayrım şudur: Kanun’un tanıdığı muafiyet; yalnızca afet riskini bertaraf etmeye yönelik doğrudan dönüşüm faaliyetlerini, güvenli konut inşasını ve bu konutların zorunlu çevre düzenlemelerini kapsar.

2. İlliyet Bağı: Anıt ve Restoran Afet Riski Kapsamında Değerlendirilebilir mi?

Denetime konu projede yer alan anıt, restoran, müze veya seyir alanları kentsel dönüşüm proje sahası sınırları içinde kalsa dahi, bu imalatların doğrudan afete hazırlık ve can güvenliğini sağlama amacıyla bir nedensellik (illiyet) bağı bulunmamaktadır.

Dönüşüm alanı içerisinde yer alan her türlü donatıyı “nasılsa proje sınırı içinde” diyerek genel istisna kalkanının arkasına sokmak, 4734 sayılı Kanun’un temel ilkelerini işlevsiz hale getirmek anlamına gelir.

3. İdarenin “Kamusal Fayda ve Estetik Katkı” Savunması Neden Yetersiz?

İdarece verilen cevapta; rekreasyon alanlarının kentin bütününe hitap ettiği, sağlıklı yaşam alanlarına ve şehrin tarihi silüetine katkı sağladığı vurgulanmıştır.

Fakat Sayıştay’ın altını çizdiği ve bizim de katıldığımız temel husus şudur:

Denetimin konusu işin kamuya faydalı, estetik veya gerekli olup olmadığı değildir; işin hangi ihale usulüyle yapıldığıdır.

Bir yatırımın kente katma değer sağlaması veya estetik açıdan gerekli olması, o işin rekabete açık ihale süreçlerinden kaçırılarak ihalesiz yapılmasına hukuki dayanak oluşturamaz.

Sonuç ve Değerlendirme

Belediye şirketleri, idarelerin ticari iştirakleridir ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi bağımsız tüzel kişiliklerdir. Kanun koyucunun özel kanunlarda tanıdığı sınırlı istisnalar, belediyelere şirketleriyle diledikleri her işi ihalesiz yapabilecekleri sınırsız bir hareket alanı tanımaz.

Özetle;

  1. İstisnalar Genişletilemez: 6306 sayılı Kanun’un 8. maddesi rekreasyon, kültür veya anıtsal yapıların ihalesiz devri için bir araç olarak kullanılamaz.

  2. Kural Açık İhaledir: Afet riskiyle doğrudan bağı bulunmayan müze, anıt, sosyal tesis vb. yapım işleri mutlaka 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde, rekabet ortamı sağlanarak ihale edilmelidir.